© 2026 Köksal Ekinci

Şarkı yazarı Köksal Ekinci’den, 2026 yaz aylarına sıcak bir merhaba: Karar

2019 yılından bu yana yıldızlara paralel ürettiği şarkılarla dinleyecilerini farklı müzik türleri arasında gezintiye çıkaran Köksal Ekinci, ruhsal yolculuğuna eşlik eden me-lodiler eşliğinde yine farklı müzik türlerini gökyüzünün şifasıyla buluşturuyor.

16 şarkılık albüm Doğu ve Batı müziklerinden tınılarla, akustik ve elektronik melo-dilerle harmanlanmış eserlerden oluşuyor. Şarkıların mix ve masteringleri Baran Ünal imzası taşıyor.

Eser Listesi

(Eser adının üzerine tıklayarak şarkı sözlerine ulaşabilirsiniz.)

1. Raquel ile Harmonia

Bir gün gelir bitersin
Bir boşluğa düşersin
Hiç kimse anlamaz seni
Hiç kimse görmez hâlini
Günler geçer ardı sıra
Geceler kaçar avucunda
Hiç kimse görmez kendini
Hiç kimse bilmez derdini
Yalnızlığı biriktirirsin
Yalnızlıkla birikirsin
Hiç kimseye göstermeden
Yalnızlığın içinde kaybolursun
Kaç kere söz verdin kaç kere
Hep yoksun hiç yoksun
Kaç kere kaç kere kaç kere
Söz verdin hep boş boş yere
Bir gün gelir bitersin
Bir boşluğa düşersin
Hiç kimse anlamaz seni
Hiç kimse görmez hâlini
Günler geçer ardı sıra
Geceler kaçar avucunda
Hiç kimse görmez kendini
Hiç kimse bilmez derdini
Yalnızlığı biriktirirsin
Yalnızlıkla birikirsin
Hiç kimseye göstermeden
Yalnızlığın içinde kaybolursun

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Batuhan Semiz

2. Mebsuta Baharı

Dolaştım durdum ben her yeri
Aradım seni
Sen nerdeydin?
İçimde batan güneşlerin rengiydin
O sen miydin?
Dolaştım durdum ben her yeri herkesi
Aradım seni
İçime batan dikenlerin merhemi
O sen miydin?
Bırak beni bırak
Bırak bizi bırak
Bırak kendini sen sen miydin?
Bırak beni bırak
Bırak bizi bırak
Bırak kendini sen sen miydin?
Dolaştım durdum ben her yeri her köşeyi
Aradım seni
İçimde batan gemilerin direkleri
O sen miydin?
Bırak beni bırak
Bırak bizi bırak
Bırak kendini sen gerçekten sen miydin?
İçimde solan güllerin rengi miydin?
Bırak beni bırak
Bırak bizi bırak
Bırak kendini sen sen miydin?
Dolandım durdum ben her şehri her köşeyi
Aradım seni
İçimde dolanan gecelerin sisleri
O sen miydin?
Dolandım durdum ben her köşeyi her ismi
Bulamadım seni
İçimde dolanan hayallerin sesleri
O sen miydin?

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Batuhan Semiz

3. Mekbuda Rengi

Karşı konulmaz bir istek gibi
Karşı durulmaz bir irade gerekli
Sebepsiz sorgusuz dilekler gibi
Sebebini sormadan bin yürek gerekli
Kuşkusuz zamanlarda çoğalmak gibi
Kuşkulardan arınıp zamanla çağlamak gerekli
Çabasız yakınlık seslenir gibi
Çabasız yakın olmak da gerekli
Kuru bir dalı tutmak kadar
Kuru ekmeği saklamak da gerekli
Yabani kurşunlar gölünde yıkanmak gibi
Yabani otlar denizinde büyümek de gerekli
Kendiliğinden doğan basiretler gibi
Basiretsizliklerden kaçınmak gerekli
Kendiliğinden var olan tüm faziletler gibi
İnançla dolmak da gerekli
Yollar kadar yolcu
Yolcular kadar yol
Kollar kadar bacak
Bacaklar kadar ayak
Dünler kadar yarın
Yarınlar kadar bugün
Seven kadar sevilen
Sevilen kadar seven
Gelen kadar gelmeyen de gerekli
Karşı konulmaz bir istek gibi
Karşı durulmaz bin irade gerekli
Sebepsiz sorgusuz dilekler gibi
Sebebini sormadan bin yürek gerekli
Kuşkusuz zamanlarda çoğalmak gibi
Kuşkulardan arınıp zamanla çağlamak gerekli
Çabasız yakınlık seslenir gibi
Çabasız yakın olmak da gerekli

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Batuhan Semiz

4. Neela Hridayavande

Dalıp gittim uzaklara yine peşinde
Dalıp gittim uzaklarda senin işin ne
Bana doğru gel bana doğru
Beni doğru sev beni doğru
O kadar uzaklarda senin işin ne
O kadar derinler de dur gitme
Bana doğru gel gel bana doğru
Beni doğru sev sev beni doğru
Bana doğru gel gel bana doğru
Beni doğru sev sev beni doğru
O kadar derinler de nolur gitme
Yüzemem ki ben derinlerde
Bana doğru gel bana doğru gel
Derin nerde derinler de
Bana doğru gel bana doğru gel
Derin ben de
Yanındayken aklım başımdan uçup giderdi
Misaller ile anlatırdın genelde kendini bana
Merakımı daha çok çoğaltsın diye mi hiç bilmiyorum
Yüzüne bulut düşerdi bazı zamanlar
Bembeyaz bakardı içinden su damlaları
Ellerine dokunmak isterdim
Ellerin soğuk ellerin uzak dururdu
Uykularım kaçardı aynı aklım gibi
Sabrım dolardı taşardı gözyaşlarım gibi
Nedenler nasıllar uğramazdı kalbimdeki kristal sarayına

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Hakan Ozgan

5. Karar

Cümleler süslü tahrikler sözlü
Sesli tacizler gibiyiz çoğu zaman
Yenilenmek çoğalmak istiyorken bir yanımız
Söndürmek istiyor ateşi
Göz açıp kapayana kadar haykırmak isterken kalbin duvarları
Yok etmek hatta yokluğu dahi yok etmek istiyor aklımızın oyunları
Mahzene atmışsın gibi bi şarap
Maziyi içmişsin gibi gönül harap
Kaygılar korkuların elinden bitap
Yarınlar yaralılar bağlılar bağımsızlar
Dönüyor herkes döndükçe sanki bi girdap
Mendilimden kan damladı unutmayayım diye
Gecem gündüze ağladı günüm geceleri dağladı
Unutma beni diye
Zalim bir yavaşlık zalim bir kumaş giyindi
Zulüm bir söze sığındı zulüm ellerinde kardeşim ağladı
Yetmez dedi tavizler
Yetmedi tabi
Günüm güzel günüm çirkin
Yarınım günüm kadar
Yarınım yârim kader
Yavaştan yaklaşan bi hüzün teliydi bakışların
Ya içimi delik deşik ederdin
Ya içimden dağlara taşardın
Öyle zordu ki seninle birlikte yol almak
Öyle yorucuydu ki sana senin geçmişini anlatmak
Sen ya içimde saltanat kurardın
Ya da sen içimden tüm köleleri dışarıya salardın
Değmesin hiç teninde açan güneşim
Yakmasın seni yakarsan beni
Maziye mazeretler ararsın kim bilir
Mazinin neresinde yaşadı yaşlarım yaşandı yıllarım
Sen duasın kalbe şifa olanından
Sen bi hasrettin yokluğa meydan vermeyen
Sen konuları hep birbirine açıklarken
Bir hayat kertesi dedikleri zamanın diğer adı
Boşluktan kendini şaşıranlara bir öğüt
Ve bazen de bitmemiş o koyu gecelerin
Yönsüz yolsuz yalansız gerçek pusulası
Sere serpe daldım gündüzün ateşiydi
Bekle dedin bekliyorum
Yana yıkıla dağladım gündüzün gecenin eşiydi
Gitme kal dedin bekliyorum
Payıma düşen yakında peşime düşen yakınıma
Parlak gümüşten tahtım som altından tacım
MU’dan bugüne kavim kavim
MU’da bugün göç günü
Sevda durgun yaşamak değildir
Sevene yaşamak yük değil ki
Ordular donattım hasret peşinde
Yola koyuldu ha gayret peşimde
Yollara bıraktım işaretlerini yollarda kendini sakın kaybetme
Varlık alemin Künü yaşlı
Varlıklar alem alem gezer
Hepsi gözü yaşlı

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Batuhan Semiz

6. Chandrahasa Sword

Acılara konuşuyor gönlüm senelerdir
Acıların dilinden anlamaya çalışıyor
Acılara konuşuyor gönlüm senelerdir
Acıların dilinden anlatmaya çalışıyor
Tarif edemiyor yaşayanlar görenler
Acının gerçeğini bilenler çekenler
Sevenler durmadan üzülenler
Acıya gülenler acının içinde
Hiç korkmadan geçerler
Sevenler sevilenler
Üzenler üzülenler
Acıya gülenler hiç korkmadan geçerler
Acıyla hiç korkmadan büyürler
Bulamadım çaresini aradım senelerdir
Kaçmayı da denedim yok kaçılmıyor
Tarif edemiyor yaşayanlar görenler
Acının gerçeğini bilenler çekenler
Sevenler durmadan üzülenler
Acıya gülenler acının içinde
Hiç korkmadan geçerler
Sevenler sevilenler
Üzenler üzülenler
Acıya gülenler hiç korkmadan geçerler
Acıyla hiç korkmadan büyürler

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Murat Ezber

7. Sâd Mektupları 1

Yorgunum dedi geceden kalma bir ses
Yüzüne baktım derin bir yara
Utandı bakışlarını kaçırdı benden
Yüzüne baktım o derin yarayı kanatan acıyı
Gördüm bu defa
Su ister misin dedim
Konuşmadı hiç başıyla olur dedi
Çay da yapayım o zaman dedim
Yüzüne baktım derin bir yürek sızısı
Yüzüne bakınca yüreğim sızladı yüreğim kan doldu
Ne yapsam nasıl dindirsem acısını
Ne söylesem teselli eder
Ne söylemesem beni yok eder
Yüzüne baktım derin bir gözyaşı damladı
Yüzünde derin okyanuslar kabardı
Yüzünden düşen yaşları durduramadım
Elini tutmak istedim
Elini tutamadım
Yanında durmak istedim
Yanında duramadım
Ağladı o ağladıkça ben kahır
Ağladı o ağladıkça ben sağır
Ağladı o ağladıkça ben yok oldum
Sere serpe yokluktan düpedüz yok olmayı kavrattı bana
Günler geçmedi bazen günler yetmedi
Geceler hiç bitmedi geceler zaten gecelerindi
Ağladı o ağladıkça dünlere
Ağladı o ağladıkça her şeye
Ağladı o ağladıkça sözlere
Söz verenlere
Söz kesenlere
Söz yazanlara
Söz çalanlara
Ertesi günler vardı öyle sessizleşirdi ki ötesi ötelerdi
Düşleri vardı Düşlerin Ötesi
Onunla konuşur onunla anlatırdı
Saygıya erişmek için çoğu zaman
Saygısız olur insan
Ne büyük çelişki değil mi?
Zaten çelmeler çelenler bir araya gelince
Olur adı ilişki
Al işte bu da sana büyük bir çelişki
Sepya ruhundan neresinden tutarsın
Neresine bakarsın bilemem
Nosia kumuyla ne kadar yıkanırsan yıkan
Taştan bir kapıya doğru uzanırdı
Çaresizlik zamanları
Çeşitleri vardı gülmelerin
Çeşitleri vardı gelmelerin
Çeşit çeşit gitmelerin
Ne seni kendime anlatabildim
Ne sana kendimce kendimi katabildim
Eksik vardı çoğu zaman
Eksik vardı eksikler çoktu
Yanlış bir pazartesiye Rast gelmişsin gibi
Ve yanlış bir Cuma’nın geri kalan can sıkıntısı
Eksik olurdu yokluğun
Varlığına karışırdı
Eksik boğulurdu kavgalarda
Benzerlerine bakıyorum göremediklerimi
Anlamlandırmaya çalışıyorum
Benzemeyenlere saydırıyorum
Söyleyemediklerim düğümlendi
Tam burda tam boğazımda
Perişan kalırdı hüzünlü
Perişanlık duygusu yüreğinden ellerine
Sözcük olur akardı
Gelmediğin zamanlar olurdu
Gitmek istemediğin zamanlar daha çoktu
Mekruh bir dağ başını yüklenen sensin
Matem yol Matemler çok
Devran dönünce hafifler her konu
Devir bu Devir
Devran konuşunca hafifletir her duyguyu
Devir bu Devir
Devler arasında bazı günler günleri beğenmez
Devler ararsa bazı günleri günlerce bulamaz
Cüceler arasında bazı geceler geceleri bilemez
Cüceler ararsa bazı geceleri gecelerde göremez
Su’ya şarkılar yazdıran
Su’yun sesine hayranlığından
Su’yu içen pişman içmeyen hep pişman
Kuş’a sesleri öğreten
Kuş’un gözüne hayranlığından
Kuş’ta gördüklerini duyan pişman
Duymayan bin pişman
Var gücümle önüne sermiştim
Varlığımı senin yoluna katmıştım
Yok zerremle önünde eğilmiştim
Yokluğumu senin uğruna kanarken eğitmiştim
Şimdi kevser şimdi keva
Bağlar seyran olur
Yâr bana deva
Kimsenin sözüyle hareket etmem ben
Hiç bir zaman sözlerin esiri olmadığım için
Kim ne derse desin
Hiç bi zaman başka dudakların suyunu içime katmam ben
En çaresiz zamanlarda
En güçsüz yamanlarda
En unutkan
En sıkılgan olduğumda
Sezgilerim sezmese dahi
Gözlerim görmese seni
Gönlümün kalbiyle hep bulurum seni
Vaktin birinde bir ulema
Yazılar yazmıştı benim hakkımda
O vaktin ininde o ulema
Yazıtlarına ağıtlar katmıştı
Sevgiden utandığı için
Pespaye bir yobaz vardı
Kerem sahibi olduğunu sanıyorlardı
Pespembe yorgan örterdi
Kirini görmesin kimseler
Kirinden kaçmasın acizler diye
Başladım seninle
Yolum senin izinde
Mabedim Neva
Saadetim Meyda

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Murat Ezber

8. Keylî Laciverd / Lapis Lazuli

Enstrümental

Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Tolga Tümözen

9. Zümrüt / Sirius (İsis)

Mutlulukla hatırlarım ilk kez gülüşlerimizi
Mutlulukla hatırlarım derin derin iç çekişlerimizi
Mutlulukla hatırlarım ilk kez gülüşlerimizi
Mutlulukla hatırlarım o derin derin iç çekişlerimizi
Mutlulukla yürüyelim beraber sevgiyle büyüyelim
Mutlulukla çoğalalım mutlulukla gülelim gülelim
Mutlulukla yürüyelim beraber sevgiye yürüyelim
Mutlulukla çoğalalım mutlu mutlu umutlu
Üstümüzden aylar yıllar asırlar geçse
Üstümüzden dünya dünya yürüse
Mutlu mutlu sevip sevilelim
Mutlu mutlu umut ekelim
Mutlu mutlu çoğalalım
Birlikte yürüyelim

Söz- Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Alper Gemici

10. Bugün Yeniden Doğdum / Sirius

Kapat üstünü dertlerinin
Unutulur gider inan ki
Kanat yaralarını kanatabildiğin kadar
İçinden sökülür her şey bil ki
Kalk ayağa karşıla kendini
Kalk ayağa karşıla kendini
Evet zordu biliyorum
Bugün sen yeniden doğdun
Çoğalan bir umut getirdi hayat sana
Çağlayan bir dua oldu işte gözyaşında
Kalbine yazıldı mutluluk şiir gibi
Hece hece satır satır
Yakından bir baksan
Gözlerine gökyüzüne
Bugün sen yeniden doğdun yine
Bugün sen yeniden doğdun yine

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Alper Gemici

11. Mühür

Sevdiğin renkleri giyindim bugün
Sevdiğim kokulardan Mürdüm

Ne var ki mavi değil gözlerim
Yeşil de değil, gözlerim hüzün
Bir acı, tarif edemediğim
Uzak bir anı, adını koyamadığım
Harabeler misali, üst üste toplasam
sonra çıkarsam
Bilir mi beni, bulunca anlar mı beni
Çok sevdiğim şarkılarımdan bir tanesinin sözüdür bu satırlar:
Görmeden nasıl insan bulur doğruyu
Denemeden nasıl insan bulur soruları
Sesler çoğalır, insan yalnız kalınca anlıyor
Sesler yabancılaşır, yüzler hep böyle sığlaşır
İnsan yalnız kalınca Anlıyor
Sonra yine aklıma geldin,
Bir yaz gecesinde
Bir yol ayrımında karşılaştık seninle
Rüzgara karşı bakıyorduk
Güneş çoktan batmıştı
Sen gidiyordun
Bense bekliyordum
O gün sordum, duymadın
Binlerce yıl geçti üzerinden
Ve şimdi Açıldı
Bütün kitapların hiç yazılmamış sayfaları
Bir mendilde sakladığım çocukluğumun
heyecanları
Tamburun sesine karıştı
Gençliğimin bütün duaları
Binlerce dalganın içinde
Binlerde damlayan gökyüzünde
Yazılmıştır bu Yüzük.
Söylenmedi hiç yeryüzünde
Kaç kere doğdu Dünya
Kaç kere yandı Dünya
Ve kaç kere döndü Güneş
Duyulmadı hiç bu topraklarda
Nice mucizeler yaşandı
Nice şarkılar indi yere
Nice aşıklar, nice sevdalar
İhtiyacı yoktur hiç birinin yüzüğe
Bir parmak halkasında saklı değildir ki
Nişanlar
Binlerce dalganın içinde yazılıdır
Sesli ve sessiz harflerle
Biraz Gümüşten,

Biraz Demirden,
Biraz Civadan,
Biraz Kalaydan,
Biraz Bakırdan,
Biraz Kurşundan,
Biraz Altından,
Simyayı arayanlar bulamadılar ki
Ateşten, Havadan,
Sudan, Topraktan
ve Esir ile, yani Ether ile
yapılmıştır Yüzük
Güneş ve Ay ile sırlanmıştır o Yüzük
Yürümeyi bahşeden dudaklardan
Duydum ben duaları
Bir tamburun telinden
Nakşeden mızrabın eliyle
Gökten süzülen damlalarla
Dökülür kristal Irmaklara
Mühür açılır
Ve bu Mühür..
Tapınak diye duvarlar yapanlar
Tapınak diye duvarlara ağlayanlar
Duyamazlar hiç kendi duvarlarının çığlıklarını
Gece gündüze kavuşur
Gündüz geceye karışır
Arayış sürer gider
Yakılan bütün Mumlar erir de
Kalpten geçmeyen
Dilekler Ulaşmaz
7 kat Göğe
Kim öğretti bize çaresizliği
Kim söz olarak ezberletti
Kendi kanındaki o derin anlamsızlıkları
Unutuldu bak çoktan
Ne bir iz var
Ne de geriye kalan bir söz
Bir el dağları yerinden oynatırken
Baka kalır gökteki denizler
yerden göğe yükselenlere
gökten yere inenlere
Teslim olurken bütün yankılar
Anlamaya başlar geride kalanlar

Mühürlendi tüm mühürler
Mühürlendi bugün yüzükler
Mühürlendi tüm sözler
Mühürlendi bugün gözler
Mühürlendi tüm dudaklar
Mühürlendi bugün kalpler
Mühürlendi tüm kökler
Mühürlendi bugün gökler
Ve bütün Mühürler açıldı şimdi
Mür gününde.

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: İlkay Dinsever

12. Aurora

Tutkuyla bağlanmış birbirine
Kavuşan düğümler
Sabırla yaşanmış kendi halinde
O ipek tenler
Konuşmadan anlaşırlar
Renkler misali
Dokunmadan hiç birbirine
Güller gibi
Yakıcı bir kıvılcım
Yok edici bir hançer
Yakıcı bir kıvılcım içinde
Yok eden düşler
Yakıcı bir kıvılcım
Yok edici o hançer
Yakıcı bir kıvılcım içimde
Var eden Düşler
Yolculuklar insanın kendisiyle baş başa kaldığında başlar
Ki
Yolculuklar insanın kendi sesiyle kendine şarkılar söylediğinde başlar
Savunmasız kaldığında kelimeler
Dökülür birer birer inciler
Sakınmadan öyle ulu orta bırakınca tüm çıplaklığıyla
Ruhum dile gelir
Ruhum sana gelir
Ruhumdur Aşk’a gelir
Kimsenin görmediği bir Güneş var
Kimsenin göremediği
Kimsenin tutamadığı
Hiç Kimsenin
Kucaklar beni
Akşam olunca
Kucaklar seni
Hüzün dolunca
Herkesten gizlenen
Herkesi izleyen
Herkese gülümseyen
Bir Güneş Var
Herkesten gizlenen
Herkesi izleyen
Herkese gülümseyen
Bir Güneş Var
Yolculuklar insanın kendisiyle baş başa kaldığında başlar
Ki
Yolculuklar insanın kendi sesiyle kendine şarkılar söylediğinde başlar
Savunmasız kaldığında kelimeler
Dökülür birer birer inciler
Sakınmadan öyle ulu orta bırakınca tüm çıplaklığıyla
Ruhum dile gelir
Ruhum sana gelir
Ruhumdur Aşk’a gelir

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: İlkay Dinsever

13. Altair (Thoth)

Enstrümental

Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Alper Gemici

14. Sulafat

Enstrümental

Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Alper Gemici

15. Rüzgâr / Ik

Es rüzgâr
Es rüzgâr es
Es rüzgâr
Es rüzgâr es
Es rüzgâr
Es rüzgâr es
Es rüzgâr
Es rüzgâr
Es rüzgâr es
Es rüzgâr
Es rüzgâr
Es rüzgâr
Es rüzgâr es

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: İlkay Dinsever

16. Pulcherrima Izar

Bi yağmura baktım önce
Sonra kendime
Bi onu izledim bi kendimi
Su akar yolunu bulur doğru
Su azar azar yol uzar uzar
Su akar yolu açar doğru
Su bu hiç bir şeye benzemez
Su hiç kimseyi dinlemez
Yol yıkar yollar açar
Parçalanmış bi buz kütlesinden
Geriye kalandır Aslı suyun
Yok edilememiş donuk bir zamandan
Geriye geriye sayımdır aslı suyun
Su zarif su yorgun kimi zaman
Su bu telaşlı su bu tertemiz
Kendime baktım sonra
Sonra
Yolu bulurum diye düşündüm galiba
Sokakları gezdim sokaklar benimle gezdi
Sabahları izledim sabahlar benimle bezdi
Midi güzleri vardı meci güzleri
Yaşla beraber daha utanmaz
Yaşlanınca
Kader daha serttir çünkü
Gözlerim gözlemeyi ne kadar çok seviyorsun
Ya kalbim
Sen kimin kölesi
Sen kimlerin efendisi olmuşsun
Doydu güneş Doymadı eşi
Doluydu sözcükler hiç doymazdı güvensizlikler
Kalemi tutsan yazar seni
Kalemi kırsan yazar beni
Mesela kim boyadı gecemi maviye eflatuna
Mesela kim boynuma astı bu kederli yeşili
Sorularla oyalandığımı düşünürlerdi
Soru sormayanlar
Zaten hiç var olmadıklarını bilemezlerdi
Yıkıldı evim başıma ben altında kaldım
Yok oldu küllerim yokluk karıştı aşıma
Vazgeçmedim seni sevmekten
Vazgeçmezdim seninle uyumaktan
Öteleme sakın beni ötesine diyarlara
Hiç üsteleme sakın beni kuytularda köşelerde
Ver elini bi daha
Bütün dünden kalan kaygılarıma
Son
Ver elini bi bana
Bütün zalimler bütün o kahpe gülüşler
Don
Sorular getirdi bana tek başınayken
Sorular içimde dolandı durdu sen yokken karşımda
Mis gibi bir Tuğba damlasını göğsüme doldurdum gözlerimde
Yenilen bi damlayla sen de yenilen bi daha bi daha
Eskitilmiş hüzünlerin toprağı boğmasın hiç artık seni
Yüzünden değil yükünden kurtul benimle
Bestelenmemiş en güzel şarkın olayım
Henüz hiç çalmamış en içli kemanında
Kendime bir nota bulayım
Dar gelen sokaklardan bol gelen diyarlara
Yaşamın karşısında yaşamın kıyısında
Yaşamla yaşım hep yan yana

Söz-Müzik: Köksal Ekinci
Düzenleme: Batuhan Semiz